Öncelikle yaşam tarzınızın sağlıklı olup olmadığını gözden geçirin. Sağlıklı ve yeterli beslenme, çeşitli gıdalarla beslenme, sebze/meyve tüketimi, öğün atlamama, akdeniz tipi beslenme ve yeterli su içme, vb önemlidir. Uyku bozuklukları, yetersiz ve kalitesiz uyku bağışıklık sisteminde geçici sorunlara yol açarak sık infeksiyon geçirmeye sebep olabilir. Aşırı stres, depresyon vb duygudurum sorunları da bağışıklık sistemini zayıflatmaktadır. Vücut ısısı korunamadığında da vücut ısı üretimine çok fazla enerji harcayacak ve bu sırada yine bağışıklık sistemi zayıflayacaktır. Son dönemde özellikle çok fazla viral infeksiyon salgını olduğundan kalabalık alanlarda korunmasız ve önelemsiz bulunmak da infeksiyon riskini arttıracaktır. Örneğin toplumumuzda düğünlerde ve diğer kalabalık ortamlarda öpüşmeler sırasında çok fazla bulaşı olmaktadır. Gıda hijyen sorunları sık tekrarlayan gastroenteritlere sebep olabilir. Özellikle kadınlarda hijyen sorunları sık tekrarlayan üriner sitem ve genital alanda infeksiyonlara sebep olabilir. Uygunsuz antibiyotik kullanımı da sık infeksiyon gelişmesine sebep olabilir. En sık karşılaşılan ishaller ve ağız, yemek borusu ve üst solunum yolu mantar infeksiyonlarıdır. KOAH/astım hastalarının kullandığı sprey veya nebül tedaviler içinde yeralan kortizonlu ilaçlar da ağız içi, ve daha aşağısına ait çeşitli infeksiyonlara sebep olabilir. Ağız diş ve diş eti hastalıkları da sık üst solunum yolu infeksiyonları yapabilir. Toplum içinde mide koruyucu diye adlandırılan ilaçlar mide asiditesini azaltır. Bu sırada tükettiğimiz gıdalar ve tükrüğümüzdeki bakterileri yuttuğumuzda normalde midedeki yüksek asid ortamda bunlar elimine olur. Şayet gereksiz uzun süre kullanım varsa (özellikle neden alıyorsunuz diye sorulduğunda en sık söylenen “çok ilaç alıyorum ondan verildi” olmakta ki bu son derece yanlış bir durumdur. Bu tip bir kullanım endikasyonu asla yoktur) bu ilaçlar kesilmelidir.
Bu ve benzeri genel sebepler dışında özellikle bağışıklık sistemini ilgilendiren önemli hastalıklar sırasında da sık infeksiyonlar görülmektedir. Steroid (kortizon), romatolojik hastalıklar seyrinde kullanılan bir takım ilaçlar ve kanser tedavileri de bağışıklık sistemini zayıflatabilmektedir. Kanser tedavisi sırasında radyoterapi komplikasyonu olarak hem akut dönem ve hem de sonrasında kronik süreçte infeksiyon riski artmaktadır. Diyabet ve kardiyovasküler hastalıklar gibi doku kanlanmasını dolaşım sorunları ve damar hasarı nedeniyle bozan kronik hastalıklarda dokularda infeksiyon gelişme riski artmaktadır (örn bası ve nöropatik ülserler).
İleri yaşta çoklu hastalığı olan ve çabuk hastalanan zor iyileşen kırılgan yaşlı diye tabir edilen kişilerde hem sık antibiyotik kullanımı ve mikrobiyotada bozulma ve hem de bağışıklık sistemi zaafiyeti nedenleri ile sık infeksiyon görülebilmektedir. Hasta yakınları çoğu kez biz mi iyi bakamıyoruz soruları ile kendilerini suçlamaktadır. Aslında bizler sayısız mikroplar ile birlikte yaşamaktayız (vücudumuzun tüm yüzeylerinde) ve buna mikrobiyota denmektedir. Şayet dokularımız sağlam ve bağışıklık sistemimiz güçlü olmaz ise ve hele de sık antibiyotik kullanımı ile bu mikrobiyal çevre değişmiş ve patolojik bakteriler sayıca artmışsa sık infeksiyon olasıdır. Bu tür hastalarda bir diğer önemli konu yutma güçlüğü ve boğaza kaçırmalardır. Özellikle sıvıların yutulması sırasında yutma kaslarının veya koordinasyonunun zayıflığı (özellikle nörolojik hastalığı olanlarda) sıvıların lokma haline getirilemeden aşağıya inmesine ve bu sırada açık olan solunum yoluna kaçmasına neden olmaktadır. Bu da ölümcül olabilen zatürrelere yol açmaktadır. Bu nedenle bu tip hastaların hastane ve yoğun bakım ünitesi yatışları çok artmakta, bu durum da hastaların gidişatını bozmakta, bakıma muhtaç hale gelmelerine sebep olmaktadır. Yutma güçlüğü çoğunlukla aşikar olsa da (yutma sırasında öksürme, hırıltı, zorlanma, ses değişikliği, vb) bazen sessiz olmakta, bu daha tehlikeli durum yaratmaktadır. Yutma güçlüğü şüphesi olduğunda kulak burun boğaz bölümünde fleksibl endoskop ile yutma testi yapılması tanıyı kolaylıkla koydurur. Tanı konulduğunda ise beslenme çok daha dikkatli ve yavaş yapılmalı, hasta yerken içerken dik olmalı, her bir yudum/lokmanın tam yutulması beklenmeli, sıvılara kıvamlaştırıcı eklenerek akışkanlıkları azaltılmak suretiyle solunum yoluna hızlıca akmaları engellenmelidir. Su ve sıvılar pipet ile içirilmemelidir. Bu önlemler işe yaramadığında yutma terapistlerinden yardım alınabilir, sorun çözülemiyor ise tüple beslemeye geçilmelidir.